Sideways; Aşk, Şarap ve Yol Film İncelemesi

Kimi zaman kendimiz yollara vurmak ve bize ne getireceğini görmek isteriz. Bunu yapabilecek çok fazla kişi ne yazık ki yoktur. Çoğu zaman bunu yapmak yerine hayal ederiz. Hayali bile güzel olan bu yolda olma durumu kimi zaman insanda harekete geçme duygusunu ateşler.18765458_10155234013394034_200164411_o

Bizi harekete geçmekten alıkoyan ne peki? İş, korkularımız, yeni şeyler keşfetmekten ya da yeni insanlar tanımaktan hoşlanmamak… Aslında hem hepsi hem de kendimiziz. Kendi içimizde aşamadığımız duvarları yıkmak için bazen köklü değişiklikler yapmak gerekir. Örneğin; Forrest Gump kendisinin sorunlarını çözmek için farklı yollara başvuruyordu. Bunlardan bir tanesi ülke boyunca yaptığı koşuydu.

Modern klasiklerden diyebileceğimiz, gereksiz uzatmaları olmayan bir film olan Sideways, yolda olmanın bazen insanlara neler getirebileceğini gösteriyor. İnsanın zaman zaman kendisinden bile sakladığı yüzlerini yolda bulabileceğini ve kendi gerçekliğini ya da benliğini kendisine bir ayna gibi tutacağını söylüyor adeta bizlere… Söylemekle de kalmıyor gösteriyor. Ne kadar sakin ne kadar bilgili ne kadar girişken ne kadar aşk dolu olduğunuzun bir önemi yok. Artık evinizden uzaktasınız ve planlı yaşamı geride bırakmışsınız.

18767308_10155234012384034_1009188978_o

Alexander Payne Sideways filminde konuyu işlerken kesinlikle klasik bildiğimiz yol hikâyelerine değinmemiş. Aksine konuyu nasıl daha ilginç, mizahi işleyebilirim? diye kendisine sormuş. Klasik çantayı alıp bir şeylere isyan edip kendini yollara vurma hikayesi, daha planlı ve amacı olan bir olay örgüsüne sahip bir öykü…

Sideways, yol gerçekleri üzerinde ilerleyen bir film. Filmde evlenmek üzere olan Jack arkadaşı Miles ile hem evlilik öncesi bekarlığa veda hem de biraz şarap içmek için California’da bulunan şarap evlerine giderler. Bu noktada karakterler için bir parantez açmak gerekir. Miles karısından boşanmış yazdığı kitabı bastırmak için yayınevi arayan umutsuz bir adamdır. Arkadaşı Jack ise tam tersi biraz maço, Tv’lerde birkaç reklamda oynamış aslında önemsiz olan önemli bir adamdır kendince. Jack girişkendir Miles ise tam tersi çekingen birisidir.

Miles ve Jack Kaliforniya’ya ve oranın üzüm bağlarına ulaştıklarında esas macera başlamıştır. Miles şarap konusunda uzman olduğu için maço Jack’e nasıl içileceğini gösterir. Miles film boyunca belki de öğretmenliğin onun üzerindeki etkisinden dolayı kuralcı çizgisini bozmaz. Jack için ise kural diye bir şey yoktur. Hatta evlenecek olmasına rağmen başka kadınları kesinlikle geri çevirmiyor.

Bir şarap evinde tadım yaparlarken Stephanie ile tanışırlar. Jack’in direkt ilgisini çeken Stephanie, onun kural tanımazlığına hayran kalır. Akşam yemeğe çıkmayı teklif eden Jack kabul görür. Stephanie arkadaşı olan Maya’yı da akşam yemeğe çağırır ve 4 kişilik bir yemek başlar. Maya’dan etkilenen Miles ona kitabından, şaraplardan bahseder. Miles ve Maya sanki aynı dilden konuşuyorlar diğerleri bunu anlamıyormuş gibidir. Miles sanki yıllardır bu anı beklemiş gibidir. Artık o bir haftalık tatillerinin bütün zamanını birlikte geçirmeye başlarlar.

Bu bir haftalık süre içerisinde Miles artık kendinden yıllarca sakladığı yüzü ortaya çıkar ve başarısızlığını kendi yüzüne vurmaya kendini suçlamaya başlar. Kendisine; “Ben bittim. Bir yazar değilim, sadece ortaokul İngilizce öğretmeniyim. Kendimi öldüremem bile” diyerek aslında içten içe ne kadar farklı bir kişiliğinin olduğunu ve o kişiliğin aslında içten içe kaynamakta olduğunu gösteriyor. Maya ise Miles’a ne olursa olsun devam etmesini ve pes etmeden yazmaya devam etmesini öğütlüyor.

Bir haftalık tatilden sonra eve dönen ikiliden Miles’ın aklı orada aşık olduğu Maya’da kalır. Filmin sonunda Miles Maya’ya gidiyor görünüyor fakat tam da nereye gittiği bilinmiyor, kapıyı çalıyor ve film bitiyor. Yönetmen Alexander Payne orada her şeyi seyirciye bırakıyor ve filmi insanların zihinlerinde tamamlıyor.

Sideways filmi yukarıda da belirttiğimiz gibi modern klasiklerden olmayı başarmış ve aşırılıktan uzak sade bir film olarak kalmıştır. Yönetmen Alexander Payne’in genel tarzını belli eden film beş dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve En İyi Film dalında da Altın Küre ödülü almıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir