İçinden Çıkamayacağınız Sürükleyici bir Hikaye: Beyond Two Souls

Daha önceleri Fahrenheit ve Heavy Rain ile karşımıza çıkan ve macera oyunlarına farklı bir bakış açısı getiren Quantic Dream, yeni oyunları Beyond: Two Souls ile PS3 sahiplerine merhaba dedi.

Geçmiş ve gelecek iç içe

Daha önceki yapımların aksine Beyond: Two Souls’ın hikâyesi belirli bir çizgide ilerlemiyor. Öncelikle oyunun kahramanının adı Jodie Holmes. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir kız gibi görünse de Jodie aslında çok farklıdır. Doğduğundan beri Jodie’ye “Aiden” adında bir varlık bağlıdır. Fiziksel bir görünümü olmayan Aiden, nesneleri hareket ettirebilmekte, insanları nefessiz bırakabilmekte ve insanları manipüle edebilmektedir. Kısacası yeri geldiğinde Aiden oldukça tehlikeli olabilmektedir. Küçük yaşta Jodie’nin yeni arkadaşı kendisini belli etmeye başladığında Jodie, “Department of Paranormal Activity” kısaca DPA ve Türkçe adı ile Doğaüstü Aktivite Departmanı’nda görevli Nathan Dawkins’in himayesine verilmiştir. Burada da Jodie üzerinde deneyler, Aiden’ın ne olduğu ve güçleri hakkında çeşitli deneyler yapılmaya başlanmıştır.

beyond

Dediğim gibi senaryoyu belirli bir sırada oynamıyoruz. Oyunda ortalama 25 bölüm var ve bu bölümleri, daha doğrusu Jodie’nin hayatından kesitleri karma bir sırada oynuyoruz. Örneğin bir bölümde yetişkin bir Jodie ile oynarken bir sonraki bölümde çocuk Jodie’yi oynayabiliyoruz. Veya bir bölümde aklı başında bir Jodie ile devam ederken sonraki bölümde aklı bir karış havada ergen bir Jodie ile yolumuza devam edebiliyoruz. Bölümler başlamadan önce yükleme ekranında bir zaman çizgisi çıkıyor ve bu zaman çizgisi üzerinde bölümler sergileniyor. Böylece hangi bölümleri oynadık veya nasıl bir Jodie ile oynayacağımızı önceden görebiliyoruz. Özetlemek gerekirse oyun doğrusal olmayan bir zaman dilimi üzerinde ilerliyor ve kronolojik olarak değil de karma olarak Jodie ve Aiden’ın yaşadıklarını ve bu olayların birbirleri ile olan bağlantılarını keşfediyoruz.

Amacın ne Jodie?

Beyond: Two Souls’da başvurulan senaryonun anlatım şekli yanında hem artılarla hem eksiler de geliyor. Artılarını aslında bir önceki paragrafımda zaten bahsettim. İlerleyen bölümde karşınıza ne çıkacağı belli olmuyor ve farklı yıllardaki farklı Jodie’leri oynamak ilginç. Doğal olarak mekânlar ve Jodie’nin kişiliği de yaşına göre değişiyor. Bir bölümde yetişkin bir Jodie ile resmi bir davette oynarken diğer bölümde yaşı 15’i geçmeyen genç ve utangaç bir Jodie ile oyuna devam edebiliyoruz. Bir bölümde karda kışta oynarken diğer bölüm çölde bulabiliyoruz kendimizi. Bir bakıma tek bir karakteri oynamamıza karşın farklı yaşlarda olduğu için farklı karakterleri oynuyor gibi de oluyoruz. Bu bakımdan senaryo farklı bir deneyim sunuyor. Peki ya eksileri nedir? Aslında bu yöntem sadece bir eksi getiriyor yanında ve o da amaçsızlık. Farklı zaman dilimlerini ve farklı yaşlardaki Jodie’yi oynuyoruz ama fark edebileceğiniz gibi ortada belirli bir amaç yok. Yani sorarsak kendimize bu oyunda ne yapıyoruz diye; işte Jodie var ve hayatından kesitler oynuyoruz deriz. Ama neden? Durum böyle olunca sanki fotoğraf albümündeki resimlere bakarak anılarımızı tazeliyoruz gibi oluyor. Bakınız bir önceki oyunda mesela, Heavy Rain’de ortada bir katil vardı ve dört farklı karakter vardı ve dördünün de bir amacı vardı, dördü ile de bir şeyin peşindeydik. Zira Fahrenheit’ta da öyleydi. Beyond: Two Souls’da ise her bölüm farklı bir olayı sunduğu için bir şeyin peşinde değiliz. Sadece Jodie’nin hayatını yaşıyoruz, o kadar.

beyond3

Film olma yolunda ilerlemek

Quantic Dream yapımlarını farklı yapan şüphesiz kontrolleri ve anlatım teknikleriydi. Oyunlarda kendimizce doğru kararları biz veriyoruz ve karakterleri bizim uygun gördüğümüz yolda ilerletiyorduk. Quantic Dream yapımlarında daima bir film havası hâkim ve oyuncu da o filmin ana karakterlerini oynuyor oluyor. Seçtiğimiz cevaplara ve gerçekleştirdiğimiz neticelere göre oyunun seyri de değişiyor. Elbette Beyond: Two Souls’da da bu durum geçerliliğini koruyor. Yine bir filmin kahramanıymış gibi Jodie’yi yönetiyor ve onun yerine gerekli cevapları veriyoruz. Lakin ne yalan söyleyeyim, Beyond: Two Souls’un film yönü üçüncü Quantic Dream yapımında çok fazla ön planda ve oyunun macera yönü neredeyse yok gibi. Fahrenheit’ta Lucas Kane ve Carla Valenti ile ipuçları toplayıp elde ettiğimiz bilgilere göre devam ediyorduk. Heavy Rain’de de durum farklı değildi. Karakterlerimiz ile origami katili hakkında toplayabildiğimiz kadar bilgi topluyorduk ve hayati kararlar veriyorduk. Gelgelelim Beyond: Two Souls’da maalesef ipucu toplama gibi bir olay yok. Jodie ile sadece konuşmalarda karar veriyoruz doğru zamanda doğru tuşlara basıyoruz bol bol. Hani bilgi toplayayım, şu karaktere şunu sorayım, araştırmacılık yapayım olayı yok. Bölümler boyunca ilerliyor, karakterlerle kendi vereceğimiz cevaplara göre konuşuyor, gerekli tuşlara basıyor ve bölümü bitiyoruz. Yani Beyond: Two Souls tam anlamıyla bir film olmuş ve bizler sadece bazı yerlerde olaya müdahil oluyoruz. Şahsen ben daha fazlasını beklerdim. Araştırma yapmak, topladığım ipuçlarına göre sorular sormak ve oyunun benim yaptıklarıma göre şekillenmesini isterdim. Yine oyun verdiğiniz cevaplara ve doğru zamanda doğru tuşlara basmanıza göre şekilleniyor ama öyle fazla da bir etki yapmıyor. Sonuç olarak Beyond: Two Souls’u oynamıyor, tam tersine izliyoruz. Bulmaca yok, ipucu toplamak yok.

beyond2

Oyunun ana karakteri Jodie olsa da Aiden’i de kontrol edebiliyoruz. Öncelikle kısaca kontrollerden bahsedecek olursam; Fahrenheit ve Heavy Rain’de birazcık zor olan karakteri yönetmek yeni oyunda nihayet düzeltilmiş. Artık karakterimizi rahatça sağ sola yönlendirebiliyoruz. Bunun dışında üçgen tuşu ile de Aiden’i yönetmeye başlıyoruz. Havada süzülen bir varlık olan Aiden’i kontrol ettiğimizde ekran buğulanıyor ve çevredeki canlıların etrafında mavimsi bir “aura” şekilleniyor. Aiden ile duvarların içinden de geçebiliyoruz ama Jodie’den fazla uzaklaşamıyoruz çünkü Aiden ve Jodie arasında mor renkte tıpkı kordon bağı gibi bir bağ var. Aiden’ı kontrol etmek sıra dışı olsa da özellikle ilk başlarda kontrol etmesi zor ve giderek de monotonlaşıyor. İlk kontrol denemelerinde buğulu ekran ve Aiden ile süzülme eforlarının başarısız olması sizi zorlayabilir ama zamanla işi kavrıyorsunuz. Asıl problem Aiden ile bir süre sonra hep aynı şeyleri yapmamız nedeni ile olayın monotonlaşması. Sürekli nesneleri devir, daha çok nesne devir, kapı aç, insanları yönet derken açıkçası ilginçliği kalmıyor. Son olarak da kaçışlarda veya dövüşlerde doğru zamanda doğru aksiyonları gerçekleştirme olayından bahsetmek istiyorum. Önceki yapımların aksine kareye bas, üçgene bas değil de yön çubuğunu Jodie’nin hareket ettiği yöne çevirme üzerine yoğunlaşılmış. Örneğin Jodie yumruk atacak, ekran ağır çekime dönüşüyor ve Jodie’nin eli ekranın soluna gidiyorsa yön çubuğunu sizin de sola çevirmeniz gerekiyor, aksi halde Jodie’nin yumruk atma denemesi başarısız oluyor. Bu arada, dilerseniz oyunu iki kişi de oynayabiliyorsunuz. Bir kişi Jodie olurken diğer kişi de Aiden olabiliyor. Hoş bir ayrıntı, yani tam anlamıyla Two Souls (iki ruh) oluyorsunuz ama kullanması biraz elverişsiz. Yani Jodie iken Aiden olan beklemekten başka bir şey yapmıyor ve elbette tam tersi de geçerli.

Cast’ta kimler var?

Heavy Rain’de de kullanılan gerçek aktör/aktrisler ile “motion capture” tekniği Beyond: Two Souls’da yine tüm ihtişamlığı ile karşımıza çıkıyor. Oyunda ana karakter Jodie’yi Ellen Page (Inception, X-Men Last Stand) ve bir diğer önemli karakter Nathan’ı da Willem Dafoe (The Boondock Saints, Spiderman) canlandırıyor. Oyuncuların adeta film çekermiş gibi canlandırdığı karakterlerin yüz ifadeleri ve mimikleri tamamen oyuna aktarılmış. Yani karşımızda bir hayli gerçekçi yüzler ve ifadeler var. Özellikle Jodie’nin farklı yaşlardaki farklı yüzü ve saç modelleri bir hayli ayrıntılı ve başarılı. Çevre tasarımları ve mekânlar da PS3’ün tüm gücünü kullanıyor ama yüz ifadeleri bambaşka bir boyutta. Yüz çizgileri olsun, siyah noktalardan gamzelere kadar tüm ayrıntılar oyuna aktarılmış ve karakterlerin yüzüne bir bakış ile nasıl bir duygu içinde olduklarını anlayabiliyorsunuz. Yine özellikle Ellen Page oldukça başarılı bir oyunculuk sergilemiş.

jodie-ellen

Beyond: Two Souls’un en güçlü yönlerinden birisi de müzikleri. Başta piyano tarzı hüzünlü melodiler olmak üzere tüm müzikler birbirinden güzel. Özellikle dram yönü ağır sahnelerde müziklerin atmosferi etkisi çok büyük. Seslendirmelere ise zaten değinmeme gerek yok. Ellen Page ve Willem Dafoe başta olmak üzere herkes döktürmüş diyebilirim. Yine özellikle Ellen Page’in Jodie karakterini çok başarılı canlandırdığını belirtmek istiyorum.

İzlemek mi oynamak mı?

Beyond: Two Souls için macera yönü yok gibi dediysem de genel olarak başarılı bir oyun olduğunu ama Fahrenheit ve Heavy Rain ile beraber ele aldığımızda üçlünün en zayıf halkası olduğunu da belirtmek isterim. Yine belirteyim, oyun kesinlikle kötü değil ama dediğim gibi macera tarafının neredeyse tamamen es geçilmiş olması ve senaryo anlatımı ilginçliğine rağmen belirli bir amaç içermemesi eski yönleri ama Jodie’nin gelişimini izlemek ve yaşadıklarını tatmak da ayrı bir zevk. Kısacası Beyond: Two Souls interaktif bir film olarak oldukça başarılı ama macera oyunu olarak akranlarının gölgesinde kalıyor diyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir