Film Analizi

Güya On Bölümlük bir Seri Olacaktı: Delaware St. John – The Curse of Midnight Manor

 

İnsanlara oynadığınız macera oyunlarının türlerini söyleyin diye sorarsak, çeşit çeşit türler ortaya çıkar. Ama bunlar arasında korku teması çoğunlukla arka plandadır. (ya da benim bazı arkadaşlara macera oyunu ne diye sorarsanız kısacası “ha” veya Max Payne cevabını duyarsınız:) Big Time Software’de bunu fark etmiş ki karşımıza yeni oyun serilerinin ilk halkası (toplam 10 oyun olacakmış) olan ve korku türünde olan Delaware St. John Volume:1’i bizlere sunmuş. Ama korku türü de olsa öyle yaratıklı, canavarlı falan bir oyun beklemeyin. Bizi korkutacak olan mekânlar ve gerilimli ses efektleri.
Kahramanımızın adı oyuna da adını veren Delaware. Kardeşimiz doğaüstü güçlere sahip. Ölmüş insanlar görebilmekte, hatta onlarla konuşabilmektedir. Delaware, bu güçlerine çocukluğundan beri sahiptir ama nedenini bir türlü bilmemektedir. Ta ki bir gün rüyasında hayaletler kendisini terk edilmiş Midnight Manor adlı binaya gelmesini söyleyene kadar. Bu binada öyle normal bir bina değildir. Bir grup genç burada öldürülmüş, ayrıca bir sihirbaz gösteri sırasında ölmüştür. Amacımız bu gençlerin ve sihirbazın ruhlarını serbest bırakmaktır. Şunu belirteyim, gençler ile sihirbazlar arasında bir bağ yok. Oyun iki bölümden oluşuyor. Gençleri kurtardıktan sonra sıra sihirbazın akıbetini çözmeye geliyor. Oyunda birde Kelly adında bir yardımcımız var. Delaware’ye bilgisayarın başında, telefon sayesinde sürekli yardımcı oluyor ve bize tıkandığımız yerde gerekli ip uçlarını veriyor.
Oyunumuz klasik 1st person point&click türünden. Oyunun kalbi yine imlecimiz. Onun sayesinde ilerliyoruz ve gereken eşyaları topluyoruz. Ekranın alt kısmında uzunca bir bar var. Barın sol tarafını inventory olarak kullanıyoruz. Diğer tarafta ise Kelly ile konuşabilmek için telefonumuz, ses kaydedicimiz ve fotoğraf makinemiz var. Bulmacalar oldukça basit. Hatta fazla basit. İnanın bana sizi tek zorlayan aslancık görünümlü köpek olacaktır. Grafiklere gelecek olursak, birkaç sene önce olsa güzel diyebilirdim ama günümüz teknolojisinde cidden çok geride kalmış. Hayaletlerde daha iyi olabilirdi. Kanlı, eciş bücüş mesela. Bildiğimiz insan, sadece transparan yapmışlar. Eğer diğer serilerde böyle olacaksa vay halimize. Ses ve müzikler ise tam tersi. Zaten oyunu ayakta tutanda sesler. Atmosfere göre değişen müzikler çok başarılı olmuş. İnsanı germeye yetiyor. Macera oyunlarının pek uzun olmadığını kabul ediyorum ama bu oyun cidden çok kısa. Bir oturuşta en fazla bir saatte bitirebilirsiniz.
Big Time Software’nin hevesini kırmamak lazım. Sonuçta bu onların ilk deneyimi ve daha sırada dokuz tane oyun var. Bu hatalarda muhakkak düzelecektir. Zaten oyun öyle çok kötü değil, oynanabilir yani. Benim tavsiyem alın oynayın.

Categories:   Oyun, Yeniler

Comments